YazılarımGündem

Karadeniz’in Saklı Yüzü: Zonguldak ve Bartın’da Doğaya ve Tarihe Yolculuk

Karadeniz turu dendiğinde akla ilk Doğu Karadeniz gelse de, Batı Karadeniz aslında keşfedilmeyi bekleyen bir hazine sandığı. Hem sanayi ve emek tarihine tanıklık etmek hem de doğanın milyonlarca yılda şekillendirdiği mağaralarda, kanyonlarda ve lav sütunlarında kaybolmak istiyorsanız Zonguldak ve Bartın rotası tam size göre.

Bölgedeki mesafeler ve yolların yapısı göz önüne alındığında, ulaşım ağının tam ortasında yer alan Çaycuma’yı konaklama merkezi olarak belirlemek en mantıklı strateji. Buradan hem doğuya hem batıya kolayca açılarak enerjinizi yollarda değil, keşiflerde harcayabilirsiniz. İşte mesafeler dikkate alınarak hazırlanmış, adım adım Batı Karadeniz rotamız.

1. Rota: Emeğin ve Efsanelerin İzinde (Ereğli ve Zonguldak Merkez)

Bu rota, yeraltının karanlığından deniz fenerinin aydınlığına uzanan bir tarih yolculuğu sunuyor.

  • Cehennem Ağzı Mağaraları (Kdz. Ereğli): Güne mitolojide Herkül’ün üç başlı köpek Kerberos’u yakaladığı yeraltı dünyasının kapısı olduğuna inanılan bu mağaralarla başlayın. Mitolojik atmosferi solumak için harika bir başlangıç noktası. Tarihi M.Ö. 800 lü yıllara dayanan bir efsaneye dayanıyor.
  • Kandilli Varagel Tesisleri: Ereğli’den Zonguldak merkeze doğru ilerlerken Kandilli’ye uğrayın. Dik yamaçlarda kömür vagonlarını taşımak için kurulan bu sistem, Karadeniz’in hırçın manzarasıyla birleştiğinde muazzam fotoğraf kareleri veriyor. Çok fazla bir hareket alanı yok, gitmeseniz de bir şey kaçırmış olmazsınız ama rotanızı sahil yolundan yaparsanız kısa bir göz atılabilir. Ama 30 yıl öncesinde aktik kullanılan bir varagel bölge için çok önemli bir noktaymış.
  • Gökgöl Mağarası: Zonguldak merkeze girişte sizi karşılayacak. Yeraltından geçen dere, damlataşlar ve aydınlatmasıyla adeta fantastik bir film setini andırıyor. Mağaranın içi biraz soğuk uzun kollu bişeyler almanızda fayda var. 875 mt yürüyüş parkuru var, içerisinde ışıklandırmalar yapılmış fotoğraf ve video çekimlerine yetecek bir aydınlatma mevcut. Astın tedavisi için içeride oturanlara rastlayabilirsiniz.
  • Maden Müzesi ve Maden Turu: Zonguldak demek kömür demek. Şehrin kalbindeki bu müzede, yerin yüzlerce metre altındaki yaşamı ve emeği tüm gerçekliğiyle hissedebileceğiniz rehberli maden turuna mutlaka katılın. Maden turunda 70 mt asansörle maden sahasına inebiliyorsunuz. Sarı baretinizi takıp ziyaretçilere madencilik ile ilgili detaylı bilgiler veriliyor. Kömür madenin nasıl zorluklarla yer yüzüne çıkarıldığına yerinde şahit olmak güzel bir tecrübe oluyor. Müze kartınız varsa kartma müzeyi gezebilir maden turuna katılabilirsiniz. 12 yaş altı çocuklar maden turuna katılamıyor ön bilgi vermiş olayım.
  • Zonguldak Deniz Feneri ve Varagel Tüneli: Gün batımına doğru rotanızı Fener mahallesine çevirin. Denize açılan tarihi Varagel Tüneli’nden geçip uçurumun kenarındaki Deniz Feneri’nde Karadeniz’in engin manzarasını seyrederek günü noktalayın. Zonguldak’ta belkide en sakin ve dinlenebileceğiniz yerlerden biri diyebilirim. Varagel tüneline inmeden denize karşı fiyatları uygun çay içebileceğiniz, tatlı yiyebileceğiniz bir kafe mevcut, manzara müthiş…

2. Rota: Suyun ve Yeşilin Gizemi (Çaycuma, Gökçebey ve Filyos)

Çaycuma merkezli bu gün, doğa yürüyüşü ve antik tarih ağırlıklı.

  • Çayır Mağarası (Çaycuma): Güne Çaycuma’ya oldukça yakın olan bu mağarayla başlayın. Mağaranın ağzından çıkan suyun oluşturduğu gölet ve etrafındaki el değmemiş doğa, güne sakin ve huzurlu bir başlangıç yapmanızı sağlıyor. Mağara kurumlar tarafından düzenlenmiş değil, doğal halinde bir mağara, içerisine girebiliyorsunuz ama küçük bir mağara. İçinden buz gibi bir su akıyor. Mağaranın içine girdiğiniz an hava sıcaklığı bariz bir şekilde düşüyor. Bende gidip görmeye değer bir rota, vaktiniz varsa hemen çıkışında doğal bir köy çay bahçesi var.
  • Gökçebey Süzek Kanyonu: Öğleye doğru rotanızı Gökçebey’e çevirin. Süzek Kanyonu, irili ufaklı şelaleleri ve macera dolu yürüyüş parkuruyla doğayla iç içe olmayı sevenler için biçilmiş kaftan. Trekking ayakkabılarınızı giymeyi unutmayın. Burada taşların arasından yukarıya 400-500 mt yürüyüş yaptığınızda küçük gölcükler mevcut, doğal halinde bir yer. Küçük su birikintilerinde soğuk suyun içine girip rahatlayabilirsiniz.
  • Filyos Antik Kalesi: Kanyon yorgunluğunu Karadeniz’in serin rüzgarıyla atmak için kıyıya, Filyos’a (Tieion Antik Kenti) iniyoruz. Karadeniz’in tek kazılabilen antik kenti olan Filyos’un kalesi, hem tarihi atmosferi hem de muazzam gün batımı manzarasıyla bu etabın en güzel finali.

3. Rota: Jeolojik Harikalar ve Mavinin Tonları (Bartın Kıyıları)

Zonguldak’ın doğusuna geçip Bartın sahillerinin eşsiz oluşumlarını keşfedeceğimiz kıyı şeridi rotası.

  • Güzelcehisar Lav Sütunları ve Plajı: Güne dünyada sadece birkaç örneği olan (Kuzey İrlanda ve İskoçya’daki gibi) 80 milyon yıllık bazalt lav sütunlarıyla başlayın. Denize dik inen bu devasa geometrik kayalar, ahşap yürüyüş yolları sayesinde çok rahat gezilebiliyor.
  • İnkumu Plajı: Güzelcehisar’dan sonra kısa bir sürüşle Bartın’ın en gözde plajı İnkumu’na geçebilirsiniz. Sırtını yemyeşil dağlara dayamış bu uzun kumsal, Karadeniz’in dalgalarıyla buluşmak veya sahil boyunca keyifli bir mola vermek için ideal.
  • Amasra: Ve turun altın vuruşu. Çeşm-i Cihan (Dünyanın Gözbebeği) olarak bilinen Amasra. Kalesi, Kemere Köprüsü, Çekiciler Çarşısı ve dar sokaklarıyla adeta bir masal kasabası. Günü meşhur Amasra salatası ve taze balık ile tamamlamadan dönmeyin. Biraz vakit ayırın Amasra gazozu için ama 100 tl den satıyorlar bilginiz olsun 🙂

Yola Çıkacaklara Birkaç Tavsiye

Zonguldak-Bartın güzergahı genellikle virajlı ve inişli çıkışlı sahil yollarına sahip. Özellikle mağaralar ve kanyon için yanınızda her zaman kaymaz tabanlı bir yürüyüş ayakkabısı bulundurun. Rota üzerindeki mesafeler haritada kısa görünse de coğrafi yapı nedeniyle süreler uzayabiliyor, bu yüzden günlük planlarınızı esnek tutmakta fayda var.

İyi yolculuklar!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu