YazılarımGündem

Küresel Satranç Ve Türkiye Üzerindeki Oyunlar: Trump, Epstein Ve Dijital Diktatörlük

Küreselcilerin “Yeni Dünya Düzeni” dediği, bizim ise “Küresel Kafes” olarak adlandırdığımız süreç tüm hızıyla işliyor. Trump’ın iklim oyunundan Epstein’in şantaj ağına, “zombi” genelgelerinden Çin modeline kadar her şey tek bir amaca hizmet ediyor: İnsanlığı mülksüz, kimliksiz ve iradesiz bırakmak.

TV5 ekranlarında Buluşma Noktası’nda belgeleriyle konuştuğumuz gerçekler, komplo teorisi değil, bizzat yaşadığımız ve yaşayacağımız olayların fragmanıdır. Gelin, büyük resmin parçalarını birleştirelim.

Trump’ın İklim Resti ve “Temiz Enerji” Tuzağı

Donald Trump, küresel sistemin çarkına çomak sokan bir kahraman mı, yoksa kendi ülkesinin bekasını düşünen zeki bir tüccar mı? Cevap ikincisinde saklı. Trump, Paris İklim Anlaşması’ndan ve küresel sağlık protokollerinden çekilirken insanlığı değil, “Önce Amerika” diyerek kendi ülkesinin sanayisini ve egemenliğini korudu.

O, “Ben ülkemi yenilenebilir enerji masallarıyla köleleştirmem, petrolün kralı olacağım” derken; Türkiye olarak biz ne yaptık? “İklim Kanunu” adı altında tarımı, hayvancılığı bitirecek, enerji maliyetlerini uçuracak anlaşmalara imza attık.

Bugün markette et pahalıysa, gıdaya ulaşılamıyorsa sebebi bu imzalardır. Trump, Venezuela’ya veya İran’a demokrasi getirmek için değil, oradaki petrol ve maden yataklarını kontrol etmek için hamle yapıyor. Biz ise C40 direktifleriyle, “karbonsuz şehirler” yalanıyla kendi elimizle kendimizi kıtlığa mahkum ediyoruz.

Epstein Dosyası: Sadece Sapıklık Değil, Pandemi Merkezi

Jeffrey Epstein olayı, magazinel bir skandaldan ibaret değildir. Bu bir şantaj, casusluk ve dünya siyasetini dizayn etme operasyonudur. Elimdeki belgeler gösteriyor ki; 2015 yılında Epstein’in adasında, Dünya Sağlık Örgütü ve Bill Gates vakfı temsilcileriyle yapılan yazışmalarda “2020 Pandemisi”nin simülasyonu konuşulmuş.

Sizlere “bilim” diye dayatılan, “aşı olmazsanız ölürsünüz” diye korkutulan sürecin kararı, çocuk istismarcısı bir sapığın adasında alınmış! Biz “Bu aşıları, bu dayatmaları kabul etmeyin” derken bize “komplocu” diyenler, aslında kime hizmet ettiklerinin farkında mı?

Epstein öldü mü? Belgeler, ölüm tarihinden bir gün önce ölüm haberinin hazırlandığını, sedyedeki fotoğrafla canlı halindeki dövmelerin uyuşmadığını gösteriyor. Bu adamlar ölmez, sadece görev yerleri değişir veya perde arkasına çekilirler.

“Vatandaşlık Maaşı” Değil, “İtaat Puanı”

Ekonomik kriz bahanesiyle ballandıra ballandıra anlatılan “Vatandaşlık Maaşı” veya “Evrensel Temel Gelir”, zehirli bir elmadır. Amaç size bedava para vermek değil, sizi Puanlı Vatandaşlık Sistemine bağlamaktır.

Sistem şöyle işleyecek:

  • Küresel politikalara, iklim yasalarına, sağlık dayatmalarına itaat edersen “Yeşil” (İyi Vatandaş) olacaksın.
  • Sorgularsan, eleştirirsen, uçağa binmek istersen “Kırmızı” (Kötü Vatandaş) olacaksın.

Kalp krizi geçirdiğinde, ambulansın sana gelip gelmeyeceğine bu puan karar verecek. Tıpkı Çin’deki gibi… Bu bir sosyal yardım değil, dijital bir tasmadır. Nakitsiz toplum projesi, Gazze’ye, Doğu Türkistan’a yardım göndermenizi engelleyecek, paranızın kontrolünü tamamen küresel efendilerin eline verecektir.

Çin Modeli ve Zombi Genelgesi

31 Aralık gecesi, biz uyurken çıkarılan bir genelgeyle Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirildi. Ama biz Çin’e giderken vize almak zorundayız. Neden? Çünkü Ataşehir Finans Merkezi, Pekin’in dijital para sisteminin bir şubesi haline getiriliyor. Manisa’da kurulan yapılar, Türkiye’nin demografik ve ekonomik olarak dönüştürüldüğünün ispatıdır.

Daha da vahimi, NATO ve CDC (ABD Hastalık Kontrol Merkezi) belgelerinde geçen “Zombi Genelgesi”. Kulağa şaka gibi geliyor değil mi? Ama bu adamların “hazırlık” adı altında insan fıtratını bozacak biyolojik ve kimyasal deneyler peşinde olduğunu aşı sürecinde gördük.

Sonuç: Uyanış Vakti

Biz, ne yediğimize (helal ve temiz gıda), ne içtiğimize (canlı su), ne duyduğumuza dikkat ederek bu küresel illüzyonu bozmaya çalışıyoruz. Çam iğnesindeki şifadan, çıralı suyun faydasından bahsederken amacımız sadece sağlık değil, bu biyolojik savaşa karşı bir kalkan oluşturmaktır.

Karşımızda, BM toplantılarında “Lucifer’e (Şeytan’a) tapma sözü vermedikçe yeni dünya düzenine giremezsiniz” diyen sapkın bir güruh var.

Seçimler, partiler, sağ-sol kavgaları artık bir tiyatrodur. Asıl kavga; İnsan kalmak isteyenlerle, insanlığı robotlaştırmak isteyenler arasındadır.

Farkına varın, sorgulayın…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu